4 sene önce Murat Aydın tarafından yazıldı, kez görüntülendi ve hiç yorum yapılmadı.

Diş Hekimliği Kongreleri faydalı mıdır?

Diş Hekimliği kongrelerinn faydasız olduğunu herkes bilir ama kimse söylemez. Ben söyleyeyim dedim.

Her sene diş hekimliği mesleği içerisinde meydana gelen yenilikleri ve değişiklikleri, bilim esaslı olarak izlemek ve yeniliklerden haberdar olmak amacı ile muhtelif kurumlar tarafından kongre adı verilen yarı-panayır toplantılar düzenlenir. Yıllarca hem katılımcı hem konuşmacı olarak bu kongreleri izlemiş bir diş hekimi olarak kendi görüşlerimi yazmak isterim.

Önce kocaman bir salon veya salonlar içeren bir tesis temin edilip kiralanır. Bu salonlarda mikrofon ve se sistemi ile konuşmacılar konuşacaktır, koltuklara izlemeye gelen diş hekimleri oturacaktır.  Güzel aydınlatılması istenir. Kocaman bir bahçesi veya mevsimine göre geniş kapalı alanları bulunması istenir. Bu alanlar diş depolarına parayla kiralanacak ve gelir elde edilecektir. Firmalar metrekare hesabı ile bu alanlardan 3-5 metrekare yer kiralar 3-4 gün sürecek bir tezgah(stand)  kurarlar. Ucuz değildir. Bu sebeple küçüklere yer yoktur bu kongrelerde. Tezgahların dükkanlarında sattıkları malzemelerden bazı çeşitleri koyarlar. Diş hekimleri bu salonda gezerken tezgahın önünden geçerken bu mesleki malzemeleri görür ve fiyatta anlaşırsa satın alır.

Kongreyi tertipleyen kurum konuşma yapacak hocaları, ülkemize ve diş hekimliği sektörüne geniş kapsamlı olarak duyurmaz. Kısır bir anons yaparak kendi yakın çevresinden kendi (bilinmeyen) kriterlerine uygun olan bazı konuşmacıları seçer. Müracaat edecek olursanız nedense hep geç kalmış, müracaat tarihini geçirmiş olursunuz. Bütün konuşmacı programı ve bütün salonlar doludur siz konuşmaya kabul edilmezsiniz. Önümüzdeki sene müracaat ediniz derler. Yurt dışından bilim adamı diye tanıtılarak davet edilen konuşmacılar getirirler. Bunların nasıl geldiklerini bilmiyorum genellikle İngilizce konuşurlar. Konuştuklarından hiç kimse bir şey anlamaz. Bazen kulaklık verseler bile tercüme yetersizdir. Bazen dağıtılan kulaklıklar da yetersizdir. Bu yabancı bilim adamları konuşmacı olarak en büyük en lüks salona verilirler. Böylece onlara yaranır, güzel görünüp, gösterişli davranmış oluruz. Ülkemizde sanki her şey gibi salonlarımız da kaliteli, yeterli, lüks ve konforluymuş gibi göstermiş oluruz.  Yabancı hayranlığının yansıması olarak her katılımcı bu yabancı bilim adamını dinlemeye meğilllidir. O en büyük salona mutlaka girmek ve yabancıyı dinlemek ister. Ulusal bir aşağılık duygusunun mesleki uzantısı olarak görüyorum bu davranışı. (Suçlamıyorum. Tespit yapıyorum.). Ancak bu yabancı genellikle tek düze konuşur, bilmediğimiz hiç bir şey anlatmadığı gibi anlattığı şeylerin konferansın başlığı ile pek bir ilişkisi de yoktur. Üstelik o kadar kötü anlatmaktadır ki, önceden istek ve gayret duyduğumuz bazı konuları bile artık eskisi kadar istekli bulmaz oluruz. İlk 15 dakikadan sonra yabancının konuşması devam ederken  salondan çıkarız. Hatta 15 dakika bile beklemeden çıkanlar olur. Sonradan öğrenilir ki, yabancı bilim adamı aslında pek bilim adamı değilmiş. Kendi ülkesinde kendi fakültesinden kovulmuş veya emekli olmuş, son on senedir mesleği fiilen yapmayan bir amcadan ibaretmiş. Ucuz olsun diye getirilmiş olabilir. Uluslar arası bir kongre olsun diye getirilmiştir. Yabancı bir isim mesela James veya Antony ingilizce olarak ansiklopedik ve örümcekli şeyler bile anlatıyor olsa derhal gözler boyanır. Sükse ve prestij hedefine ulaşılmış olur. Böylece en konforlu salon bu ıskartaya ayrılmış ansiklopedik konuşmacıya israf edilmiş olur. Ayni dakikalarda kongre binasında, en üst katlardan birinde, minicik bir salonda, yerlerde kabloların bulunduğu, mikrofonun çalışmadığı veya hiç bulunmadığı, belkide mikrofon tesisatı kurmaya bile gerek duyulmamış bir odada, köhne perdeler üzerinde, 20 kişilik tahta sandalyeler üzerinde oturan 5 kişilik dinleyici toıpluluğuna çok değerli ve bilim kıymeti olan şeyler anlatmıştır. Bundan hiç kimsenin haber olmamıştır. Çünkü izleyiciler yurt dışından getirtilen ucuz bilim adamının sahte ve uykulu konuşmasına yönlendirilmiştir. Küçük odadaki çok değerli bilim tomurcuğu kongre kitapçığında bir paragrafın içine hapis bırakılmıştır.

Bazen kongreye katılanların sayısının az olabileceğinden çekinir bunu tertipleyenler. Bu durumda otel salonları tatil sitelerinde kongre yaparlar. Düşünsenize Temmuz ayında Antalya’nın bilmemne tatil sitesinde bilim kongresi yapılıyor. Siz bu insanları aptal mı sandınız? Bu bir bilim kongresi olamaz.  Olsa olsa tatil yapılıyor olabilir. Amaç bilim değil tertip komitesinin mali kazancıdır. Neye üzülüyorum biliyor musunuz? Otel salonlarında, tatil sitelerinde yapılan kongreye katılımın daha fazla olmasına çok üzülüyorum. Hem de çok !

Diş hekimliği kongrelerinin 3 cephesi vardır:
1- Tertipleyen kurum
2- Konuşmacı olan akademisyen
3- Katılan diş hekimi

Şimdi sıra ile 3 cepheden neler olduğuna bakalım ve diş hekimliği kongrelerinin 3 cepheden fotoğrafını çekelim:

Tertipleyen kurum bu işten para kazanmaktadır. Bu sebeple asla vaz geçmez. Bu güne kadar tertipleyen hiç bir kurumun şu kadar katılım oldu şu kadar liradan şu kadar para girdi, bunun şu kadarı masraf oldu, bu kadarı kazanç oldu faturası budur diye yayınladığına tanık olmadım. Bu para kütlesinin! nasıl yönetildiğini bileni de bilmiyorum. Şeffaf ve dürüst insanları tezih ederim

İkinci pencere ise akademisyen penceresidir. her akademisyen prestij kazanmak ve doçentlik dosyasına koymak için bu kongrelerde tebliğ vermek, konuşma yapmak ve poster sunmak ister.  Konuşmasını izlemek için kaç kişinin geldiğinin bir önemi yoktur. Bu tebliğ kendisinin doçentlik dosyasını kuvvetlendirmektedir. Akademisyen bu kongrelerden asla vaz geçmez tıpkı düzenleyen kurumun vaz geçmeyeceği  gibi. Üstelik profesör seviyesindeki bazı akademisyenler implant ve benzeri firmalara yoldaşlık yaparak onlardan ücret almaktadır. Örneğin bazı profesörler kongre düzeni içerisinde implant kursu vermektedir fakat nedense sadece bir tane marka implantı telafuz etmektedir. Çünki, telafuz ettiği markalı implant firmasından ücret almaktadır. Ben böyle profesörlerin bilim kimliğine güvenmiyorum.

Üçüncü pencere ise diş hekimi penceresidir. Bu pencereden bakınca kongreler yıl içerisinde soluklanabilecekleri, okul arkadaşlarını görebilecekleri, ucuz ve karşılaştırmalı alışveriş yapabilecekleri bir panayırdan ibarettir. Belki bazı bilim koınuşmalarını izleyip kullanılabilecekleri bazı bilgileri muayenehane ve  kliniklerine götürmek isteyeceklerdir. Tablet şeklinde bazı pratik bilgiler edinmek isteyeceklerdir. Kliniklerinde kullanışlı uygulamalar öğrenmek isteyeceklerdir. Ancak kongrelerde sadece bilinen şeyler koınuşulmakta oldğu için kimse hiç bir bilgi edinemez ve uygulamak için kliniğine götüremez, yeni bir şey yoktur genellikle. Buna rağmen diş hekimi gezi ve dost buluşması amacı ile bu kongrelere para öder ve gider.

 

(Not: Benim yazdıklarım kendi düşüncelerimdir, temiz bilim toplantıları düzenleyenleri ve doğru bilim yapanları tenzih ederim)

 

 

 

 

 

Yazar : Murat Aydın
Murat Aydın
Sırası ile : Adana Erkek Lisesi, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim dalında eğitim aldım. Askerlik görevimi; İzmir 800 yt Kara hastahanesi Diş polikliniği, Narlıdere İstihkam Tugay ve Poligon revirlerinde yaptım. Şimdi gönderseler askere yeniden gitmekten onur duyarım. Hiç alkol kullanma(dı)m. Allah'tan başkasına secde etmedim. Eskiden gitar çalardım, sigara içerdim, elektronik amatörüydüm.. Artık vakit bulamıyorum. Ortanın üstü seviyede bilgisayar, satranç ve ingilizce bilirim. Adana'da muayenehanem vardır. (Şimdilik). Futboldan anlamam, takım tutmam. Siyaset; boş vakti olan fakat yapacak işi olmayanların mesleğidir.
Benzer Yazılar
TÜRK DİŞ HEKİMLİĞİ NASIL KURTULUR
[caption id="attachment_35" align="alignleft" width="300"] Giderek artan diş hekimliği fakülteleri eğitim verecek eleman sıkıntısı çekmekte, neredeyse yeni mezun sayılacak kadar genç ve tecrübesiz kardeşlerimiz hoca olup diş hekimi yetiştirmektedir.[/caption] TÜRK DİŞ HEKİMLİĞ...
GÜNÜMÜZ DİŞ HEKİMLİĞİNDE AGIZDA YAPILAN HER UYGULAMA GEREKLİ Mİ?
Öyle inanıyorum ki bireyin ağzında çok sayıda gereksiz işlem yapılıyor. Ağızda yapılan bu gereksiz işlemlerden bazıları zararlı ve geri dönüşü de yok. Mesela basit bir çapraşıklık için genç bireyi ortodontiye yollamak ve dişlerin doğallığını korumak yerine lamineyt y...
ADANA SICAKLARININ MUTANTLARIYIZ
Adana gündüzleri 45, gece 30 derece. Rutubet 80 lerin altına düşmüyor. Uyum gösterdik. Mutasyon geçirdik. Sıcaktan pantolonumuz bacağımıza yapışıyor. Gömlek sırtımıza iyice yapışıyor en seksi şekilde. Ter iki kaşımızın arasından süzülüyor, varsa gözlüğün burun kö...
Yorumlar